My new Bling

 

KENTİMİZDE HAVA KİRLİLİĞİ KAYNAKLARI VE ÇALIŞMALAR

10/12/2007 · Kategori: cevre,ced,osb,kobi,kent,hava,su,toprak

 

KENTİMİZDE HAVA KİRLİLİĞİ KAYNAKLARI VE ÇALIŞMALAR

 

Mak.Müh .Mehmet ASLAN

Kent Gündemi İzleme Komisyonu

 

İnsanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi için oksijene ihtiyacı vardır. İnsanoğlu oksijeni solunum yoluyla havadan alır. Bir insan yaklaşık olarak açlığa 60 gün, susuzluğa 6 gün dayanırken havasızlığa 6 dakika bile dayanamamaktadır.  Bin insan yaklaşık olarak günde 12.240 litre hava solumaktadır.

Temiz hava içerisinde %78 azot, %21 oksijen ve %1 oranında da diğer gaz, toz, su buharı gibi maddeler bulunmaktadır. Bu oranlara havanın doğal bileşenleri denilmektedir. İşte bu oranların bozulması, yani doğal hava bileşenlerinin oranlarının değişmesi sonucu havada yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı yaşamına ve ekolojik dengeye zararlı olabilecek yoğunluk ve sürede bulunması hava kirlenmesine neden olmaktadır.

Hava kirliliğine neden olan kirleticiler yani is, kurum, kül, kimyasal toz ve gazlar ne kadar çok havaya karışırlarsa hava kirliliği o oranda artar. Bu durum insan ve çevre sağlığında o oranda olumsuz etkilemektedir. Bu etkiler kışın rüzgarın hafif ve havanın nemli olduğu günlerde daha çok artmaktadır.Hava kirlenmesine neden olan kaynaklar:

a) Doğal kaynaklar,b)Yapay kaynaklar, olmak üzere iki grupta toplayabiliriz.

 

A) DOĞAL KAYNAKLAR

Hava kirlenmesine neden olan doğal kaynaklara örnek olarak;

a)Yanardağ-Volkan faaliyetleri,

b)Orman yangınları,

c)Açık arazideki hayvan ve bitki örtülerinin bozulması v.s.

 

B) YAPAY KAYNAKLAR

Hava kirliliğine neden olan yapay kaynaklar, insanların faaliyetleri sonucu oluşan kaynaklardır. Bunlar;

a)Isıtma amacıyla konutlarda yakıt kullanım,

b)Sanayi faaliyetleri,

c)Ulaşımda motorlu karayolu taşıtlarının kullanımı yanı trafiktir.

Bu yazıda, doğal kaynakların hava kirliliği üzerine etkileri ele alınmayacaktır. Yapay kaynakların yani insanoğlu tarafından gösterilen faaliyetlerin hava kirliliğine etkileri ve alınması gereken önlemler anlatılmaya çalışılacaktır.

 

a) Isıtma amacıyla konutlarda yakıt kullanımından kaynaklanan hava kirliliği.

Soba veya kalorifer kazan bacalarından çıkan gazlara genel kirleticiler denilmektedir. Bunlar; karbonmonoksit (CO), kükürtdioksit (SO2), Azotdioksitler (NOx) ve partikül maddelere (is, kurum ve toz) genel kirleticiler denilmektedir.

Bizler hem ısınmak hem de havayı kirletmemek zorundayız. O halde kirletmeden ısınmalıyız. Bunun için ısınmadan kaynaklanan hava kirliliğini azaltmak veya hava kirliliğini önlemek için aşağıdaki prensiplere uyulması gerekiyor.

1-Yakıt tasarrufu yapılmalı. Ne kadar az yakıt tüketirsek, o kadar hava az kirlenir. Örneğin sobamızı 10 saat yakacağımıza 8 saat yaktığımızda 2 saat tasarruf etmiş oluruz veya 80 derecede kaloriferi çalıştıracağımıza 70 derecede çalıştırırsak 10 derecelik bir yakıt tasarruf etmiş oluruz.

2-Temiz yakıt kullanmalıyız.

Yakıtlar içinde en temiz yakıt doğal gaz dır. Doğal gazın dışında yakıt olarak sıvı yakıt, yani petrol ürünü yakıtlar olan motorin (mazot) kalorifer yakıtı ‘4 nolu fuel-oil), 5 no’lu fuel-oil, 6 no’lu fuel-oil ile yerli ve yabancı kömürler kullanılmaktadır.

5 no’lu fuel-oil ile 6 no’lu fuel-oil kirletici etkileri yüksek yakıtlardır. Bu nedenle 5 no’lu fuel-oil’in İstanbul’da kullanımı yasaklanmıştır. 6 no’lu fuel-oil’inde kış aylarında yasaklanması için çalışılmaktadır. Bu sıvı yakıtlar konutlarda kullanılmamaktadır.

Petrokokun İstanbul’da satışı ve kullanımı yasaklanmıştır. Bu nedenle ısınmak amaçlı petrokok kullanılmamaktadır ve kullanılmamalıdır.

Linyit kömürleri için belli kural ve standartlar getirilmiştir. Bu kurallara uyulmalı, standart dışı kömürler kullanılmamalıdır.

3-Yakıtlar soba ve kaloriferlerde tekniğine uygun yakılmalıdır.

4-Binalarda ve evlerimizde ısı yalıtımı ve ısı izolasyonuna gidilmelidir.  (Çok büyük pencere yerine normal pencereler, çift cam gibi)

5-Kalorifer ateşçileri yaygın bir şekilde eğitilmeli, ehliyeti olmayan ateşçiler kalorifer kazan dairelerinde çalıştırılmamalıdır.

6-Kalorifer ve soba bacaları her sezon başında mutlaka temizlenmelidir.

7-Kaloriferler yanarken kalorifer dairesinin havalandırma penceresi açık tutulmalıdır.

8-Kömürlü kazalarda haftada iki defa, sıvı yakıtla yani fuel-oil ile çalışan kazanlarda ise haftada bir defa kazan temizliği yapılmalıdır.

9-Kalorifer tesisatındaki arızalar zamanında giderilmelidir.

10-Kaloriferler bina dışındaki hava sıcaklığı 12 derece santigrat ve altına düştüğü zaman yakılacak, sıcaklık 12-18 derece arasında olduğunda kısıtlı yakılacak, sıcaklık 18 derecenin üstüne çıktığı zaman kaloriferler yakılmayacaktır.

11-Evlerde; oturma odaları, salonlar yaklaşık 22 derece, merdiven, mutfak, tuvalet 15 derece, yatak odası 20 derece, banyo 26 derecenin üzerine çıkılmayacak şekilde ısıtma sağlanmalıdır. Fabrika ve iş hanlarındaki kalorifer tesisatları yaklaşık 150C-200C arasında yakılmalıdır.

12-Kalorifer tesisatının ısıtma alanı 3000 m2 ve üzerinde olduğunda kazan bacasına sulu filtre takılacaktır.

13-Valilik tarafından uyarı kademelerine ilişkin karar alındığında, uyarı kademelerine ilişkin karar alındığında, uyarı kademelerindeki önlemlere uyulacaktır.

Birinci uyarı kademesinde, fabrikalar % 50 kapasite ile çalışacaktır. Kaloriferler 4’er saatten toplam 8 saat yakılacaktır.

İkinci uyarı kademesinde, kaloriferler 3’er saatten toplam 6 saat yakılacaktır. Fabrikalar yine % 50 kapasite ile çalışacaklardır.

Üçüncü uyarı ve dördüncü uyarı kademelerinde ise kalorifer yakılmayacaktır.

 

b)Sanayiden Kaynaklanan Hava Kirliliği

Okuduğumuz kitaplar, yazdığımız defterler, elimizdeki kalemler, yediğimiz çikolatalar-bisküviler, oturduğumuz masa-sandalyeler, evimizdeki buzdolabı-çamaşır makinesi-televizyon ve giydiğimiz giysiler fabrikalarda yapılmaktadır. Fabrikalarda bu saydığımız ürünlerin yapılması ve bizlerinde bunların kullanmasının bedeli olarak fabrikaların bacalarından kimyasal gazlar, tozlar ve dumanlar çıkarak hava kirlenmektedir.

Fabrikalarda enerji ihtiyacı için yakılan yakıtlar ve fabrikada yapılan işlemden oluşan kirleticiler baca ile havaya atılarak kirliliğe neden olmaktadır.

Günlük ihtiyaçlarımızın karşılanması, yurdumuzun kalkınması, yeni iş sahalarının açılarak işsizliğin önlenmesi için bu fabrikaların mutlaka çalışması ve üretimlerini yapması gerekir. Bunda önemli olan hem kalkınmamızı sürdürmek ve hem de çevremizi korumaktır.

Peki hem kalkınma ve hem de çevre korunması ikisi bir arada nasıl olacaktır?

İşyerleri, fabrikalar çevreyi kirletmemek için gerekli önlemleri almalıdır. Örneğin, temiz yakıt kullanmalı, filtre sistemleri kurulmalı, geri dönüşümü mümkün olan hammaddeler kullanılmalı, personel çevre konusunda eğitilmeli, yeşillendirme çalışmaları yapılmalı, teknolojik yenilikler takip edilmeli ve uygulanmalıdır. En önemlisi yetkili kurumlardan gerekli izinleri, mutlaka almalıdır. Denetleyici kurumlarda bu tür yerleri sık sık denetlemelidir.

 

c) Trafikten Kaynaklanan Hava Kirliliği

Ulaşım araçları günlük yaşantımızın bir parçasıdır. Her gün okulumuza iş yerlerimize ve gezmeye giderken zorunlu olarak taksi, dolmuş, minibüs veya otobüslere binmekteyiz. Bunun yanında eşya ve yüklerimizin taşınması içinde kamyon veya kamyonetleri kullanmaktayız. İşte her gün değişik şekilde yararlandığımız bu motorlu kara yolu taşıtları çevremizi ve soluduğumuz havayı kirletmektedir.

Bugün, hava kirliliğinin yarısını motorlu taşıtların oluşturduğu söylenmektedir. Büyük kentlerimizde ana cadde ve kavşaklarda, kara yolları çevrelerinde havayı kirleten madde emisyonları (atmosfere atılan gaz, toz, is v.s.)  önemli boyutlardadır.

Bir insanın günlük ihtiyacı olan 15 m3 temiz havayı bir tek taşıtın sadece 10 dakikalık bir süre içerisinde, solunumun ve tehlikeli hale dönüştürmesi, kentlerdeki yüz binlerce taşıtın neden olduğu hava kirliliğinin boyutu hakkında bizlere yeterli bir fikir verebilir.

İstanbul’da bugün 1 milyondan fazla trafiğe kayıtlı motorlu taşıt aracı, kentin cadde ve sokaklarında dolaşmaktadır. Havaya kirletici gaz ve tanecik yayabilen bu araçlar, kötü bakım, bilinçsiz kullanma ve bir kısmının çok eski oluşları nedeniyle kirletici özellikleri bir kat daha artarak, önemli kirletici kaynak durumundadırlar.

Taşıtlarda benzinli ve dizel motor olmak üzere iki tür motor kullanılmaktadır.

Taşıtlardaki kirletici kaynakları

Taşıtlarda hava kirliliği yaratan kirletici kaynaklar, motor cinsine göre değişmektedir. Benzinli motorla çalışan bir taşıtın başlıca kirletici kaynakları şunlardır:Egzoz borusu (asıl kaynaktır) Benzin deposu, Kartel Havalandırma,Karbüratör,Fren Balataları ve Lastikler.

Dizel motorlu taşıtlarda ise başlıca kirletici kaynak egzoz borusudur. Dizel motorlu taşıtların egzoz borularından üç tür duman çıkar.

Siyah Duman: Tam yanmamış yakıt taneciklerinin oluşturduğu dumandır. Uygun yanma koşullarının olmadığını gösterir.

Gri-Beyaz Duman: Tam yanma artığı maddelerin oluşturduğu dumandır. Uygun yanma koşullarının olduğunu gösterir.

Mavi Duman: Yanmamış yakıt ve yağ karışımı olup, genellikle motorun bakıma ihtiyacı olduğunu gösterir.

Taşıtlardan kaynaklanan kirleticiler, genel ve özel kirleticiler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Egzoz gazları içinde bulunan karbondioksit (CO2), su buharı (H2O), hidrojen (H2) ve azot (N2) gazları kirletici olarak kabul edilmemektedir.

Egzoz gazı içerisindeki karbonmonoksit (CO), partikül madde (is, toz, tanecik v.s.) ve hidrokarbonlar genel kirleticiler olarak kabul edilmektedir.

Benzinli taşıtlarda kurşun (Pb) bileşikleri önemli bir kirleticidir.

 

Taşıtların Kirletici Etkilerini Azaltmak İçin;

1-Bakım onarım ve temizliklerinin zamanında ve gerektiği şekilde yapılmalı,

2-Temiz yakıt kullanılmasına özen gösterilmeli,

3-Araçların muayenelerinin periyodik olarak yapılması sağlanmalı,

4-Araç kapasitelerinin üzerinde yolcu ve yük taşınmamalı,

5-Trafik kurallarına uyulmalı,

6-Benzinli taşıtlarda katalitik konvertör denilen filtreler takılmalı,

7-Toplu taşımaya önem verilmelidir.

HAVA KİRLİLİĞİ PARAMETRELERİ VE İNSAN ÜZERİNE ETKİLERİ

Kükürt Dioksit

Renksiz, boğucu kokulu bir gazdır. Havada bulunabilen çeşitli katı partiküllerin yüzeylerinde reaksiyon gösterir. Suda hemen çözünür, havadaki su damlacıkları ile okside olur. Fosil kökenli yakıtların yanması ile açığa çıkan kükürt, havada derhal oksidasyona uğrar. Ortamda herhangi bir katalizör madde bulunmadığı durumda, kükürt dioksit yava bir reaksiyonla kükürt trioksite dönüşür. Bu dönüşüm ortamda oksijen, ozon veya hidrokarbon serbest radikallerinin bulunması durumuna göre değişim gösterir

Kükürt Trioksit : Sıcak ve soğuk suda eriyen renksiz bir gazdır. Atmosferde derhal sülfürik asite (H2SO4) dönüşmesinden dolayı, atmosferdeki kalı süresi çok kısadır. Su ile asit oluşturması nedeni ile kirletici olarak önem taşımaktadır. Atmosferde sıkça bulunan ve insan aktiviteleri sonucunda atmosfere karışan diğer kükürt bilwşikleri; hidrojen sülfür ( H2S), dur.

Kükürt Dioksit, Partiküler Madde ve Asit Aerosolleri Oluşum Kaynakları

Kükürt dioksitin havadaki varlığının en önemli sebebi, insan aktivitelerinin oluşturduğu yapay kaynaklardır. Bunun yanı sıra orman yangınları, volkan patlamaları gibi doğal kaynaklardan da az miktarda kükürt dioksit havaya verilmektedir. Atmosfere verilen kükürt konsantrasyonunun en önemli kısmı fosil kökenli yakıtların yanması sonucunda oluşur. Son yıllarda kullanılan yakıtların dikkatli seçimi veya kükürt içeriklerinin bazı işlemlerle azaltılması bu tür yakıtlardan olu an kükürt dioksit konsantrasyonunu önemli ölçüde azaltmıştır. Her saatte bir, yanma sonucunda olu an kükürt dioksit emisyonlarının % 0.5-10'u kükürt trioksite (SO3) dönüşmektedir. Kükürt trioksit ortamda bulunan nem ile reaksiyona girerek sülfürik asit (H2S04) meydana gelir. Sülfürik asit havada aerosoller halinde bulunur. Bu asit aerosollerinin ortamdaki katı partiküller, damlacıklar veya diğer kirleticilerle birleşme eğilimi oldukça fazladır. Havadaki sülfürik asitin büyük bir kısmı, yanma sonucunda oluşan kükürt dioksitten, diğer kısmı ise asit üretimi, gübre ve pigment üretimi gibi bazı endüstriyel faaliyetler sonucunda meydana gelmektedir. Sülfürik asit ve bunun kısmi atmosferik nötralizasyon ürünü olan amonyumbisülfat havadaki aerosolün kuvvetli asit içeri inin hemen hemen tamamını oluşturur. Havada bulunan diğer asitler ise nitrik asit ve hidroklorik asittir. Bu asitler sis damlacıkları ile birleşmediği sürece havada aerosoller halinde bulunurlar.

 

Sağlık Üzerine Etkileri

Kükürt dioksit burun ve üst solunum yolları mukoz membranı aracılığı ile absorbe edilir. Solunan kükürt dioksitin yaklaşık % 85'i bu yolla vücuda alınır. Çok az bir miktarı alt solunum yoluna ulaşabilir. Solunum sistemi ile kana geçen kükürt dioksit , karaciğerde biyotransformasyona uğrayarak sülfata dönüşür ve üriner sistem aracılığı ile vücuttan atılır. 0.3-0.6 µm aerodinamik çaplı asit aerosolleri; ortamdaki damlacık ve nem miktarına bağlı olarak solunum sisteminde birikir ve bir kısmı buradan emilir. Sisli günlerde, ortamdaki asit aerosolleri çözünmüş asit içeren damlacıklara dönüşür. Bu damlacıklar birincil olarak üst solunum yollarında birikir, çok az bir kısmı da akciğerlerin derinliklerine nüfuz eder. Solunan partiküler madde, solunum yolları yüzeyleri ile temasa geçerek burada birikir. Partiküllerin vücuda giriş ve vücuddaki birikimleri aerodinamik çaplarına ve vücuda giriş özelliğine göre değişim gösterir. 10 µm dan büyük partiküller extrathoracic bölümde, 5-10 µm dan küçük partiküller ise burun solunumu ile vücuda girmişlerse bronşlarda, ağız solunumu ile vücuda girmişlerse akciğerlerde birikim gösterirler. Üst solunum sisteminde biriken partiküller, solunum sisteminin kendi temizleme mekanizması aracılığı

ile vücuttan atılır.

Kükürt dioksit, partiküler madde ve asit aerosolleri doğrudan doğruya solunum yollarını etkilerler. Kükürt dioksit ve atmosferdeki ürünleri irritan etki gösterirler. Solunan yüksek konsantrasyondaki kükürt dioksitin %95'i üst solunum yollarından absorbe olur. Bunun sonucu olarak, bronşit, anfizem ve diğer akciğer hastalık semptomları meydana gelir. Asit aerosolleri ile partiküler maddelerin de akciğerlerden alveollere kadar taşınması nedeniyle bu kirleticilerin birarada bulunduklarında yaptıkları olumsuz sağlık etkileri; her birinin ayrı ayrı yaptığı etkilerden daha fazladır. Bu olumsuz etkiler sonucunda ortaya çıkan önemli rahatsızlıklar arasında; pulmoner fonksiyon bozuklukları, kronik bronşit vakalarında artı , bronşiyal mukoza silialarının temizleme hızında artış , solunum yolları epitel dokusunda kalınlaşma gibi sağlık problemleri örnek olarak verilebilir.

 

 

 

 

Toz Emisyonlarının Kaynakları, Önlenmesi ve Kontrolü

 

 

 MMO İzmir Şubesi

 Kent Gündemi İzleme Komisyonu

 

          Hava Kalitesini etkileyen faktörler

 

               Havada bulunan toz emisyonları toz, kir, is, duman ve asılı halde duran sıvı damlalarından oluşur. Ayrıca bu partiküller havada bulunan organik ve inorganik maddelerin kompleks karışımından da oluşabilir. Tozlar fiziksel olarak kütle konsantrasyonu ve büyüklük olarak karakterize edilirler. 2.5 mikrondan büyük olan partiküller genellikle kaba partikül olarak, 2.5 mikrondan küçük olanlar ise ince partiküller olarak adlandırılırlar.

          Partiküler kirlilik, mikroskobik düzeyde katı veya sıvı damlacıklardan oluşur ve akciğerlerimizde alveollere kadar ulaşarak ciddi sağlık sorunlarına neden olur.  Birçok çalışma partikül kirliliğinin kardiyovasküler sistemde değişik sağlık sorunlarına neden olduğunu göstermiştir.Bornova ilçesinde Naldöken ve Doğanlar bölgesinde daha yoğun olmak üzere artan solunum sistemi rahatsızlıklarının nedeni  bu bölgedeki çimento fabrikaları ve taş ocaklarından yayılan toz emisyonlarıdır.

 

            İzmir Hava Kalitesini  olumsuz  etkileyen  kaynaklar

         

            Çimento fabrikaları, taş ocakları,yasadışı faaliyette bulunan kireç ocakları ,Alsancak limanından yapılan maden yüklemeleri,Işıkkentte bulunan dökümhaneler,kent içerisindeki denetimsiz inşaat yıkım ve yapım faaliyetleri, gelişigüzel faaliyet gösteren kum çakıl satış depoları, nüfus yoğunluğunun bulunduğu Bornova ilçesi başta olmak üzere  kentin tamamını olumsuz etkilemektedir.

            Işıkkentte bulunan dökümhanelerin yarattığı hava kirliliği ,hurdacılar sitesi civarındaki denetimsiz faaliyet gösteren hurda toplama depolarından yapılan yükleme boşaltma çalışmaları,Alsancak limanından yapılan  maden yükleme  çalışmalarının şehrin hava kalitesini olumsuz yönde etkilediği halde kentin gündeminde  yer almamaktadır.                    

           Aşırı toz nedeniyle kentin büyük bölümünde yaşayan insanların sağlığı ve doğal yaşam tehdit altındadır. Yaşananlar kader değil sağlıksız, plansız, denetimsiz kentleşmenin ürünüdür.

 

            İzmir Hava Kalitesinin arttırılmasına yönelik çalışmalar

 

           Taş ocaklarının 1996 Temmuz ayında çalışma koşullarının elverişsizliği ile yarattıkları çevre ve doğa tahribatı nedeniyle kapatılmasından sonraki 10 yılda, yasal olarak kapalı ve çevre düzeni açısından bozulmuş olan bu alanlarda rehabilitasyon çalışmaları yapılarak halkın ortak kullanımına sunulamaması, yeni “ potansiyel hammadde alanı” bulunması ile ilgili olarak Valilik Makamı’nca oluşturulan komisyon çalışmalarının da amacına ulaşamamasının ardından ocakların faaliyetleri yasal olmadan yürütülmektedir.

           Özellikle çimento fabrikaları ve taş ocaklarından kaynaklanan kirliliğin önlenmesi konusunda  merkezi ve yerel yöneticilerin son günlerde yaptığı açıklamalar sonucunda kamuoyu daha duyarlı hale  gelmiştir.          

           Büyükşehir Belediyesinin girişimleriyle  ilgili meslek odalarının katılımıyla şehir girişinde ve yerleşim bölgelerinde kapatılan ocak alanlarında kötü işletme  şartlarıyla oluşmuş bozuk ve tehlikeli topografyanın düzenlenmesi ve doğal dokuya   uygun yeşil alan haline getirilmesi, kent gelişim planlanması ve çevresel etkiler yönünden uygun ocak alanı belirlenmesi, belirlenen alanda işletmelerin bütün tedbirleri alarak olası çevre kirliliğinin en aza indirilmesi,Gerekli izinlerin (GSM ruhsatı, emisyon izni, ÇED vb.) alınması şartıyla taşocağı ve mıcır tesislerinin faaliyete geçmesinin gerekliliği öne sürülerek.mevcut  taş ocaklarının yerinin değiştirilmesi gündeme gelmiştir.         

           Naldöken Köyü sınırları içinde bulunan taş ocaklarının yerlerinin değiştirilmesi Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yapılan protokol çerçevesinde 2007 yılı sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir.Taş ocaklarının   yer değişimi yanında yasalar çerçevesinde faaliyetlerinin sürdürülmesinin  sağlanması, üretim süreçlerinde teknolojinin kullanılması,denetimlerinin  bilimsel yöntemlerle ilgili meslek odalarından ve üniversitelerden oluşturulacak uzman kişiler tarafından yapılması  sağlanmasının sorunun çözümüne önemli katkı sağlayacaktır.

          Çimento fabrikaları ve yukarıda bahsedilen diğer kirlilik kaynaklarının önlenmesi için merkezi ve yerel yönetimlerin  Hava kalitesinin korunması yönetmeliği yükümlülüklerini yerine getirmesiyle sağlanması mümkündür.

 

             Hava kalitesinin korunması yönetmeliği uyarınca:

 

        “Madde4: Tozlu Maddelerin Üretimi, İşlenmesi, Depolanması, Taşınması, Doldurulması, Boşaltılması, Tasnifi Tozlu maddelerin üretimi, parçalanması, tasnifi, doldurulması ve diğer işlemleri sırasında ortaya çıkan tozlu gazlar toplanacak ve toz ayırma sisteminden geçirilir.

       Çapı 5 mm’den küçük ürünleri üreten makinalardan toz sızdırmaları önlenemiyorsa bu makinalarda üretim kapalı alanlarda yapılır.

Şayet üst yüzeydeki nem oranı en az % 10 değilse, çapı 2 mm’den küçük öğütülmüş tozlu maddelerin taşınması, kapalı sistemlerde yapılır ve kapalı alanlarda depolanır.

Bu maddelerin boşaltma ve paketleme tesisleri toz emisyonlarına karşı korunur.

 

       Madde 5: Açıkta depolanan tozlu yığma malzeme, hava kalitesi standartlarını karşılamak şartıyla açıkta depolanabilir. Bu amaçla aşağıda bazı örnekleri verilen tedbirler alınır.

-Arazide rüzgârı kesici toprak yığınları yapılır, rüzgârı kesici bitkiler dikilir, rüzgâr koruyucuları yapılır,

- Konveyörler ve diğer taşıyıcıların üzerleri kapatılır,

- Savurma yapılmadan boşaltma ve doldurma yapılır,

- Malzeme üstü naylon branda veya tane büyüklüğü 10 mm’den fazla olan maddelerle kapatılır,

- Bağlayıcı maddelerle sıkıştırılması yapılır,

- Üst tabakalar % 10 nemde muhafaza edilir.

 

       Madde 6.Toz Yapıcı Yanma ve Üretim Artıklarının Taşınması ve Depolanması

Toz yapan yanma ve üretim artıklarının taşınmasında taşınan malzemenin tozumayı önleyecek derecede nemli olmaması halinde kapalı taşıma sistemleri kullanılır. Bunların açıkta depolanmasında 5 inci bentteki tedbirler alınır. Depolama işlemi tamamlanan sahalar toprakla örtülüp üstü yeşillendirilmeye çalışılır.

 

      Madde 7. Tesisteki Yolların Durumu

Tesislerdeki yollar hava kalitesini bozucu etki yaratıyorsa yolların bitümlü kaplama malzemeleri, beton veya benzeri malzemelerle kaplanması, düzenli olarak temizlenmesi veya toz bağlayan maddelerle muameleye tabi tutulması gereklidir.

 

Madde 8. Filtrelerin Boşaltılması

Toz biçimindeki emisyonu tutan filtrelerin boşaltılmasında toz emisyonunu önlemek için toz, kapalı sistemle boşaltılır veya boşaltma sırasında nemlendirilir.”  denmektedir.

 

          Bu bağlamda, taş ocakları ve çimento fabrikalarında etkin   Toz Kontrolü İçin;

 

       Tesislerin dizaynında aşağıdaki partikül giderme teknikleri olan   pek çok çeşitte ve farklı fiziksel ve ekonomik özellikler ile karakterize edilen sistemler kullanılmalıdır.Bu sistemler;

       Seperatörler, taşıyıcı gaz akımı içerisindeki tozun ayrılması için iyi bir yöntemdir. Ataletli

separatörler orta ve büyük çaplı partiküllerin ayrılması için etkilidir. Bunlar çöktürme odalarını

ve santrifüj siklonları içerirler. Siklonlar, düşük maliyetli ve düşük bakım gerektirip genelde

partikül büyüklüğü 10-100 mikron olan tozları tutmak için verimlidir. Siklonlarla ince tozların

giderme verimi %70’den düşüktür. Bu nedenle ince tozların tutulması için elektrostatik

çöktürücüler ve torba filtreler önerilir. Siklonlar genel olarak toz artımı için birincil arıtma

görevi görürler. Tipik maliyetleri metreküp/ dakika debi başına 35 $’ dır.

        Elektrostatik çöktürücüler, elektrostatik bir alanda toz partiküllerinin elektrodlara yapışması  suretiyle çalışırlar. İyi dizayn edilmiş ve iyi işletilen sistemlerde %99.9 oranında ince tozların giderildiği görülmüştür. Elektrostatik çöktürücüler özellikle ince tozların giderilmesinde ve özellikle bazı toksik metallerin iz emisyonlarının giderilmesinde oldukça verimlidir (%99).Yüksek sıcaklıklarda torba filtrelere göre daha az hassastır ve düşük basınçlarda çalışırlar.Elektrostatik çöktürücüler özellikle çimento geri kazanımında kullanılabilirler. Maliyeti yeni bir  endüstriyel tesis için kapital maliyetin %12’si kadardır.

         Filtreler ve toz kollektörleri (torba filtreler), akışkan gaz içerisinde bulunan tozun kumaş bir filtreden tutulması prensibiyle çalışırlar. En çok kullanılan çeşidi torba şeklindeki filtrelerdir.Torba filtrelerde kumaş tipinin seçimi gaz sıcaklığına bağlı olarak değişiklik gösterir.Partiküller mekanik olarak çalkalama, gaz akımında dönme veya yüksek basınçlı hava akımı olarak giderilir. Kumaş filtrelerde verim %99.9 civarındadır. Arsenik, kadmiyum, krom, kurşun ve nikel giderme verimi de %99 dan büyüktür.

         Islak çöktürücüler, akışkan gazdaki toz emisyonlarını sıvı spreylemek suretiyle tutulması prensibine göre çalışır. Bu filtreler özellikle gaz emisyonların gideirilmesinde kullanılır ve  partiküller ikincil olarak giderilmiş olur. En önemli tipleri, venturi yıkayıcıları, jet yıkayıcılar,sprey kuleleri veya odaları.olmak üzere dört grupta adlandırılmıştır.

 

         Tesislerin işletmesinde üretilen malzemeler kapalı  alanlarda depolanmalı,üretilen malzemelerin taşınması sırasında savurma yapmadan doldurma ve boşaltma yapılmalıdır.

               Tesis yolları, tozumayı önleyecek şekilde beton veya benzeri malzemelerle kaplanmalı ve düzenli olarak sulanmalıdır.

               Kırma ve eleme tesisleri tümüyle kapalı olmalıdır.

         Tesiste  üretim sırasında açığa çıkan tozlar emiş hatlarıyla toplanarak kuru  toz çökeltme ve tutma sistemleri bulunmalıdır.

         Tesisteki yollar tozdan arındırılmalı,gerekirse sulanmalıdır.

         Bu tesislerde sürekli tozluluk ölçümleri yapılarak Yönetmenlikteki standartları sağlanmalıdır.

         Çimento fabrikalarının taşınmaları için gerekli altyapı çalışmalarına başlanmalı,mevcut fabrikaların yeni yatırımlarına izin verilmemelidir.

        Özelleştirme kapsamındaki Alsancak limanından maden yükleme ve boşaltma yapılmamalı, bu işler için uygun liman yeri bulunmalıdır.

        Hurda depoları mutlaka şehir dışına çıkarılmalıdır.

        Dökümcülerin faaliyetleri yönetmeliklere uygun olarak yapması sağlanmalıdır.

        İnşaat malzeme depoları şehir dışına çıkarılmalı,faaliyetlerini yönetmeliğe uygun yürütmeleri sağlanmalıdır.

 

       Sonuç olarak;

 

       Havada bulunan toz emisyonları kirlilik önleme ve emisyon ko

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »