My new Bling

Kentimizde hava kirliliği çalışmaları

6/1/2008 ·

KENTİMİZDE HAVA KİRLİLİĞİ KAYNAKLARI VE ÇALIŞMALAR

 

 

 

Mak.Müh .Mehmet ASLAN

Kent Gündemi İzleme Komisyonu

 

İnsanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi için oksijene ihtiyacı vardır. İnsanoğlu oksijeni solunum yoluyla havadan alır. Bir insan yaklaşık olarak açlığa 60 gün, susuzluğa 6 gün dayanırken havasızlığa 6 dakika bile dayanamamaktadır.  Bin insan yaklaşık olarak günde 12.240 litre hava solumaktadır.

Temiz hava içerisinde %78 azot, %21 oksijen ve %1 oranında da diğer gaz, toz, su buharı gibi maddeler bulunmaktadır. Bu oranlara havanın doğal bileşenleri denilmektedir. İşte bu oranların bozulması, yani doğal hava bileşenlerinin oranlarının değişmesi sonucu havada yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı yaşamına ve ekolojik dengeye zararlı olabilecek yoğunluk ve sürede bulunması hava kirlenmesine neden olmaktadır.

Hava kirliliğine neden olan kirleticiler yani is, kurum, kül, kimyasal toz ve gazlar ne kadar çok havaya karışırlarsa hava kirliliği o oranda artar. Bu durum insan ve çevre sağlığında o oranda olumsuz etkilemektedir. Bu etkiler kışın rüzgarın hafif ve havanın nemli olduğu günlerde daha çok artmaktadır.Hava kirlenmesine neden olan kaynaklar:

a) Doğal kaynaklar,b)Yapay kaynaklar, olmak üzere iki grupta toplayabiliriz.

 

A) DOĞAL KAYNAKLAR

Hava kirlenmesine neden olan doğal kaynaklara örnek olarak;

a)Yanardağ-Volkan faaliyetleri,

b)Orman yangınları,

c)Açık arazideki hayvan ve bitki örtülerinin bozulması v.s.

 

B) YAPAY KAYNAKLAR

Hava kirliliğine neden olan yapay kaynaklar, insanların faaliyetleri sonucu oluşan kaynaklardır. Bunlar;

a)Isıtma amacıyla konutlarda yakıt kullanım,

b)Sanayi faaliyetleri,

c)Ulaşımda motorlu karayolu taşıtlarının kullanımı yanı trafiktir.

Bu yazıda, doğal kaynakların hava kirliliği üzerine etkileri ele alınmayacaktır. Yapay kaynakların yani insanoğlu tarafından gösterilen faaliyetlerin hava kirliliğine etkileri ve alınması gereken önlemler anlatılmaya çalışılacaktır.

 

a) Isıtma amacıyla konutlarda yakıt kullanımından kaynaklanan hava kirliliği.

Soba veya kalorifer kazan bacalarından çıkan gazlara genel kirleticiler denilmektedir. Bunlar; karbonmonoksit (CO), kükürtdioksit (SO2), Azotdioksitler (NOx) ve partikül maddelere (is, kurum ve toz) genel kirleticiler denilmektedir.

Bizler hem ısınmak hem de havayı kirletmemek zorundayız. O halde kirletmeden ısınmalıyız. Bunun için ısınmadan kaynaklanan hava kirliliğini azaltmak veya hava kirliliğini önlemek için aşağıdaki prensiplere uyulması gerekiyor.

1-Yakıt tasarrufu yapılmalı. Ne kadar az yakıt tüketirsek, o kadar hava az kirlenir. Örneğin sobamızı 10 saat yakacağımıza 8 saat yaktığımızda 2 saat tasarruf etmiş oluruz veya 80 derecede kaloriferi çalıştıracağımıza 70 derecede çalıştırırsak 10 derecelik bir yakıt tasarruf etmiş oluruz.

2-Temiz yakıt kullanmalıyız.

Yakıtlar içinde en temiz yakıt doğal gaz dır. Doğal gazın dışında yakıt olarak sıvı yakıt, yani petrol ürünü yakıtlar olan motorin (mazot) kalorifer yakıtı ‘4 nolu fuel-oil), 5 no’lu fuel-oil, 6 no’lu fuel-oil ile yerli ve yabancı kömürler kullanılmaktadır.

5 no’lu fuel-oil ile 6 no’lu fuel-oil kirletici etkileri yüksek yakıtlardır. Bu nedenle 5 no’lu fuel-oil’in İstanbul’da kullanımı yasaklanmıştır. 6 no’lu fuel-oil’inde kış aylarında yasaklanması için çalışılmaktadır. Bu sıvı yakıtlar konutlarda kullanılmamaktadır.

Petrokokun İstanbul’da satışı ve kullanımı yasaklanmıştır. Bu nedenle ısınmak amaçlı petrokok kullanılmamaktadır ve kullanılmamalıdır.

Linyit kömürleri için belli kural ve standartlar getirilmiştir. Bu kurallara uyulmalı, standart dışı kömürler kullanılmamalıdır.

3-Yakıtlar soba ve kaloriferlerde tekniğine uygun yakılmalıdır.

4-Binalarda ve evlerimizde ısı yalıtımı ve ısı izolasyonuna gidilmelidir.  (Çok büyük pencere yerine normal pencereler, çift cam gibi)

5-Kalorifer ateşçileri yaygın bir şekilde eğitilmeli, ehliyeti olmayan ateşçiler kalorifer kazan dairelerinde çalıştırılmamalıdır.

6-Kalorifer ve soba bacaları her sezon başında mutlaka temizlenmelidir.

7-Kaloriferler yanarken kalorifer dairesinin havalandırma penceresi açık tutulmalıdır.

8-Kömürlü kazalarda haftada iki defa, sıvı yakıtla yani fuel-oil ile çalışan kazanlarda ise haftada bir defa kazan temizliği yapılmalıdır.

9-Kalorifer tesisatındaki arızalar zamanında giderilmelidir.

10-Kaloriferler bina dışındaki hava sıcaklığı 12 derece santigrat ve altına düştüğü zaman yakılacak, sıcaklık 12-18 derece arasında olduğunda kısıtlı yakılacak, sıcaklık 18 derecenin üstüne çıktığı zaman kaloriferler yakılmayacaktır.

11-Evlerde; oturma odaları, salonlar yaklaşık 22 derece, merdiven, mutfak, tuvalet 15 derece, yatak odası 20 derece, banyo 26 derecenin üzerine çıkılmayacak şekilde ısıtma sağlanmalıdır. Fabrika ve iş hanlarındaki kalorifer tesisatları yaklaşık 150C-200C arasında yakılmalıdır.

12-Kalorifer tesisatının ısıtma alanı 3000 m2 ve üzerinde olduğunda kazan bacasına sulu filtre takılacaktır.

13-Valilik tarafından uyarı kademelerine ilişkin karar alındığında, uyarı kademelerine ilişkin karar alındığında, uyarı kademelerindeki önlemlere uyulacaktır.

Birinci uyarı kademesinde, fabrikalar % 50 kapasite ile çalışacaktır. Kaloriferler 4’er saatten toplam 8 saat yakılacaktır.

İkinci uyarı kademesinde, kaloriferler 3’er saatten toplam 6 saat yakılacaktır. Fabrikalar yine % 50 kapasite ile çalışacaklardır.

Üçüncü uyarı ve dördüncü uyarı kademelerinde ise kalorifer yakılmayacaktır.

 

b)Sanayiden Kaynaklanan Hava Kirliliği

Okuduğumuz kitaplar, yazdığımız defterler, elimizdeki kalemler, yediğimiz çikolatalar-bisküviler, oturduğumuz masa-sandalyeler, evimizdeki buzdolabı-çamaşır makinesi-televizyon ve giydiğimiz giysiler fabrikalarda yapılmaktadır. Fabrikalarda bu saydığımız ürünlerin yapılması ve bizlerinde bunların kullanmasının bedeli olarak fabrikaların bacalarından kimyasal gazlar, tozlar ve dumanlar çıkarak hava kirlenmektedir.

Fabrikalarda enerji ihtiyacı için yakılan yakıtlar ve fabrikada yapılan işlemden oluşan kirleticiler baca ile havaya atılarak kirliliğe neden olmaktadır.

Günlük ihtiyaçlarımızın karşılanması, yurdumuzun kalkınması, yeni iş sahalarının açılarak işsizliğin önlenmesi için bu fabrikaların mutlaka çalışması ve üretimlerini yapması gerekir. Bunda önemli olan hem kalkınmamızı sürdürmek ve hem de çevremizi korumaktır.

Peki hem kalkınma ve hem de çevre korunması ikisi bir arada nasıl olacaktır?

İşyerleri, fabrikalar çevreyi kirletmemek için gerekli önlemleri almalıdır. Örneğin, temiz yakıt kullanmalı, filtre sistemleri kurulmalı, geri dönüşümü mümkün olan hammaddeler kullanılmalı, personel çevre konusunda eğitilmeli, yeşillendirme çalışmaları yapılmalı, teknolojik yenilikler takip edilmeli ve uygulanmalıdır. En önemlisi yetkili kurumlardan gerekli izinleri, mutlaka almalıdır. Denetleyici kurumlarda bu tür yerleri sık sık denetlemelidir.

 

c) Trafikten Kaynaklanan Hava Kirliliği

Ulaşım araçları günlük yaşantımızın bir parçasıdır. Her gün okulumuza iş yerlerimize ve gezmeye giderken zorunlu olarak taksi, dolmuş, minibüs veya otobüslere binmekteyiz. Bunun yanında eşya ve yüklerimizin taşınması içinde kamyon veya kamyonetleri kullanmaktayız. İşte her gün değişik şekilde yararlandığımız bu motorlu kara yolu taşıtları çevremizi ve soluduğumuz havayı kirletmektedir.

Bugün, hava kirliliğinin yarısını motorlu taşıtların oluşturduğu söylenmektedir. Büyük kentlerimizde ana cadde ve kavşaklarda, kara yolları çevrelerinde havayı kirleten madde emisyonları (atmosfere atılan gaz, toz, is v.s.)  önemli boyutlardadır.

Bir insanın günlük ihtiyacı olan 15 m3 temiz havayı bir tek taşıtın sadece 10 dakikalık bir süre içerisinde, solunumun ve tehlikeli hale dönüştürmesi, kentlerdeki yüz binlerce taşıtın neden olduğu hava kirliliğinin boyutu hakkında bizlere yeterli bir fikir verebilir.

İstanbul’da bugün 1 milyondan fazla trafiğe kayıtlı motorlu taşıt aracı, kentin cadde ve sokaklarında dolaşmaktadır. Havaya kirletici gaz ve tanecik yayabilen bu araçlar, kötü bakım, bilinçsiz kullanma ve bir kısmının çok eski oluşları nedeniyle kirletici özellikleri bir kat daha artarak, önemli kirletici kaynak durumundadırlar.

Taşıtlarda benzinli ve dizel motor olmak üzere iki tür motor kullanılmaktadır.

Taşıtlardaki kirletici kaynakları

Taşıtlarda hava kirliliği yaratan kirletici kaynaklar, motor cinsine göre değişmektedir. Benzinli motorla çalışan bir taşıtın başlıca kirletici kaynakları şunlardır:Egzoz borusu (asıl kaynaktır) Benzin deposu, Kartel Havalandırma,Karbüratör,Fren Balataları ve Lastikler.

Dizel motorlu taşıtlarda ise başlıca kirletici kaynak egzoz borusudur. Dizel motorlu taşıtların egzoz borularından üç tür duman çıkar.

Siyah Duman: Tam yanmamış yakıt taneciklerinin oluşturduğu dumandır. Uygun yanma koşullarının olmadığını gösterir.

Gri-Beyaz Duman: Tam yanma artığı maddelerin oluşturduğu dumandır. Uygun yanma koşullarının olduğunu gösterir.

Mavi Duman: Yanmamış yakıt ve yağ karışımı olup, genellikle motorun bakıma ihtiyacı olduğunu gösterir.

Taşıtlardan kaynaklanan kirleticiler, genel ve özel kirleticiler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Egzoz gazları içinde bulunan karbondioksit (CO2), su buharı (H2O), hidrojen (H2) ve azot (N2) gazları kirletici olarak kabul edilmemektedir.

Egzoz gazı içerisindeki karbonmonoksit (CO), partikül madde (is, toz, tanecik v.s.) ve hidrokarbonlar genel kirleticiler olarak kabul edilmektedir.

Benzinli taşıtlarda kurşun (Pb) bileşikleri önemli bir kirleticidir.

 

Taşıtların Kirletici Etkilerini Azaltmak İçin;

1-Bakım onarım ve temizliklerinin zamanında ve gerektiği şekilde yapılmalı,

2-Temiz yakıt kullanılmasına özen gösterilmeli,

3-Araçların muayenelerinin periyodik olarak yapılması sağlanmalı,

4-Araç kapasitelerinin üzerinde yolcu ve yük taşınmamalı,

5-Trafik kurallarına uyulmalı,

6-Benzinli taşıtlarda katalitik konvertör denilen filtreler takılmalı,

7-Toplu taşımaya önem verilmelidir.

HAVA KİRLİLİĞİ PARAMETRELERİ VE İNSAN ÜZERİNE ETKİLERİ
Kükürt Dioksit
Renksiz, boğucu kokulu bir gazdır. Havada bulunabilen çeşitli katı partiküllerin yüzeylerinde reaksiyon gösterir. Suda hemen çözünür, havadaki su damlacıkları ile okside olur. Fosil kökenli yakıtların yanması ile açığa çıkan kükürt, havada derhal oksidasyona uğrar. Ortamda herhangi bir katalizör madde bulunmadığı durumda, kükürt dioksit yava bir reaksiyonla kükürt trioksite dönüşür. Bu dönüşüm ortamda oksijen, ozon veya hidrokarbon serbest radikallerinin bulunması durumuna göre değişim gösterir

Kükürt Trioksit : Sıcak ve soğuk suda eriyen renksiz bir gazdır. Atmosferde derhal sülfürik asite (H2SO4) dönüşmesinden dolayı, atmosferdeki kalı süresi çok kısadır. Su ile asit oluşturması nedeni ile kirletici olarak önem taşımaktadır. Atmosferde sıkça bulunan ve insan aktiviteleri sonucunda atmosfere karışan diğer kükürt bilwşikleri; hidrojen sülfür ( H2S), dur.

Kükürt Dioksit, Partiküler Madde ve Asit Aerosolleri Oluşum Kaynakları

Kükürt dioksitin havadaki varlığının en önemli sebebi, insan aktivitelerinin oluşturduğu yapay kaynaklardır. Bunun yanı sıra orman yangınları, volkan patlamaları gibi doğal kaynaklardan da az miktarda kükürt dioksit havaya verilmektedir. Atmosfere verilen kükürt konsantrasyonunun en önemli kısmı fosil kökenli yakıtların yanması sonucunda oluşur. Son yıllarda kullanılan yakıtların dikkatli seçimi veya kükürt içeriklerinin bazı işlemlerle azaltılması bu tür yakıtlardan olu an kükürt dioksit konsantrasyonunu önemli ölçüde azaltmıştır. Her saatte bir, yanma sonucunda olu an kükürt dioksit emisyonlarının % 0.5-10'u kükürt trioksite (SO3) dönüşmektedir. Kükürt trioksit ortamda bulunan nem ile reaksiyona girerek sülfürik asit (H2S04) meydana gelir. Sülfürik asit havada aerosoller halinde bulunur. Bu asit aerosollerinin ortamdaki katı partiküller, damlacıklar veya diğer kirleticilerle birleşme eğilimi oldukça fazladır. Havadaki sülfürik asitin büyük bir kısmı, yanma sonucunda oluşan kükürt dioksitten, diğer kısmı ise asit üretimi, gübre ve pigment üretimi gibi bazı endüstriyel faaliyetler sonucunda meydana gelmektedir. Sülfürik asit ve bunun kısmi atmosferik nötralizasyon ürünü olan amonyumbisülfat havadaki aerosolün kuvvetli asit içeri inin hemen hemen tamamını oluşturur. Havada bulunan diğer asitler ise nitrik asit ve hidroklorik asittir. Bu asitler sis damlacıkları ile birleşmediği sürece havada aerosoller halinde bulunurlar.

 

Sağlık Üzerine Etkileri
Kükürt dioksit burun ve üst solunum yolları mukoz membranı aracılığı ile absorbe edilir. Solunan kükürt dioksitin yaklaşık % 85'i bu yolla vücuda alınır. Çok az bir miktarı alt solunum yoluna ulaşabilir. Solunum sistemi ile kana geçen kükürt dioksit , karaciğerde biyotransformasyona uğrayarak sülfata dönüşür ve üriner sistem aracılığı ile vücuttan atılır. 0.3-0.6 µm aerodinamik çaplı asit aerosolleri; ortamdaki damlacık ve nem miktarına bağlı olarak solunum sisteminde birikir ve bir kısmı buradan emilir. Sisli günlerde, ortamdaki asit aerosolleri çözünmüş asit içeren damlacıklara dönüşür. Bu damlacıklar birincil olarak üst solunum yollarında birikir, çok az bir kısmı da akciğerlerin derinliklerine nüfuz eder. Solunan partiküler madde, solunum yolları yüzeyleri ile temasa geçerek burada birikir. Partiküllerin vücuda giriş ve vücuddaki birikimleri aerodinamik çaplarına ve vücuda giriş özelliğine göre değişim gösterir. 10 µm dan büyük partiküller extrathoracic bölümde, 5-10 µm dan küçük partiküller ise burun solunumu ile vücuda girmişlerse bronşlarda, ağız solunumu ile vücuda girmişlerse akciğerlerde birikim gösterirler. Üst solunum sisteminde biriken partiküller, solunum sisteminin kendi temizleme mekanizması aracılığı

ile vücuttan atılır.

Kükürt dioksit, partiküler madde ve asit aerosolleri doğrudan doğruya solunum yollarını etkilerler. Kükürt dioksit ve atmosferdeki ürünleri irritan etki gösterirler. Solunan yüksek konsantrasyondaki kükürt dioksitin %95'i üst solunum yollarından absorbe olur. Bunun sonucu olarak, bronşit, anfizem ve diğer akciğer hastalık semptomları meydana gelir. Asit aerosolleri ile partiküler maddelerin de akciğerlerden alveollere kadar taşınması nedeniyle bu kirleticilerin birarada bulunduklarında yaptıkları olumsuz sağlık etkileri; her birinin ayrı ayrı yaptığı etkilerden daha fazladır. Bu olumsuz etkiler sonucunda ortaya çıkan önemli rahatsızlıklar arasında; pulmoner fonksiyon bozuklukları, kronik bronşit vakalarında artı , bronşiyal mukoza silialarının temizleme hızında artış , solunum yolları epitel dokusunda kalınlaşma gibi sağlık problemleri örnek olarak verilebilir.

 

 

 

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım