İZMİR’e SORUNLARINA TOPLU BAKIŞ
10/12/2007 · Kategori: cevre,ced,osb,kobi,kent,hava,su,toprak
İZMİR SORUNLARINA TOPLU BAKIŞ
Mak. Müh. Mehmet ARSLAN
(Kent ve Çevre Komisyonu Üyesi)
İzmir'de ekonominin gelişmesine direkt etki eden altyapı yatırımlarının eksikliğinden göç, işsizlik ve SİT alanları,yeni bir tersaneye olan ihtiyaç, organize sanayi bölgeleri, enerji, ulaşım, kongre ve turizm, fuarcılık, sağlık ve spor dikkat çekici başlıklar olarak görülmektedir.
10.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5216 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu ile birlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi sorumluluk bölgesi,
Sınırların genişlemesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin sorumluluk yükünü arttırırken sorunların çözümü ve yönetim anlayışı olarak; "demokratik yönetim", "İzmir için dayanışma" ve adaletli-eşitlikçi hizmet" ilkeleri benimsendi.
İzmir’in uzun yıllar en önemli projeleri arasında yer alan “Büyük Kanal Projesi” nin geçmiş dönemde tamamlanıp hizmete alınması ile kent, körfez kirliliği gibi bir çevre sorunundan kurtulmuş oldu.
Yeni dönemde ise İzmir Körfezi’nde başlayan temizlenme sürecinin devamının sağlanması; Büyük Kanal yoluyla arıtma tesislerine giden atık sulardan çıkan çamurun herhangi bir çevre sorununa yol açmaması için ekonomik anlamda değerlendirilmesi; Harmandalı Çöp Deponi Alanı’nda biriken çöplerin oluşturduğu metan gazının ekonomik değere dönüştürülerek bertarafı ve kentin hava kalitesinin yükseltilmesine dönük projeler öncelikli olarak ele alınacak.
Bunun için jeotermal kaynakların değerlendirilmesine önem verilirken, çevre ve insan sağlığının korunmasına yönelik uygulamalar da devam edecek.
körfezde yüzeysel kirlilik de denetim altında tutulmaktadır. Büyük Kanal Projesi ile Çiğli ve Güneybatı Arıtma Tesisleri’nin hizmete alınması, İzmir Körfezi’nin temizlenme sürecini başlatmıştır. Körfez giderek eski mavi günlerine dönerken, insan kaynaklı kirlenmenin önlenmesine dönük çalışmalar da sürekli yapılmaktadır. Bu kapsamda, İzmir Körfezi’nde gerçekleştirilmekte olan yüzeysel temizlik çalışmaları önümüzdeki dönemde de sürecektir.
Ülkemizde büyük kentlerde bugüne kadar sanayi ve evsel ısınma gibi sektörlerden kaynaklanan hava kirliliğini belirleme çalışmaları yapılmış, veri eksikliğinden dolayı trafikten kaynaklanan hava kirliliği belirleme çalışmaları sürekli eksik kalmıştır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirecek ve “Kent Merkezlerinde Trafikten Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Belirlenmesi” projesini yaşama geçirecek. TÜBİTAK’a önerilecek projenin onaylanmasının ardından çalışmalar başlayacak.
Gerçekleştirilecek çalışma sonunda elde edilecek veriler Büyükşehir Belediyesine, gerek hava kalitesi yönetimi gerekse ulaşım politikalarını geliştirme çalışmalarında rehber olacak.
Tarihin ilk dönemlerinden beri onlarca uygarlığı konuk etmiş "Ege'nin İncisi" İzmir, bugün de ekonomik ve sosyal alanda Türkiye'nin en önemli metropollerinden birisi olma konumunu sürdürmektedir. İzmir, 21.Yüzyıl'da taşıdığı potansiyeli daha da ileriye sıçratmaya hazır ve sadece Türkiye'nin değil Akdeniz'in bir numarası olmaya aday bir şehir konumundadır. Bu açıdan İzmir, sahip olduğu avantaj ve olanaklarıyla yerli ve yabancı tüm yatırımcıları beklemektedir. Cumhuriyetin ilanıyla beraber modern bir kent olma yolunda giren İzmir şehri her geçen gün bu özelliğini geliştirmektedir.
İzmir, günümüzde turizm merkezi olmasının yanısıra, Üniversiteleri, müzeleri, konser salonları, kültür-sanat dernekleri, her yıl düzenlenen ulusal ve uluslararası festivalleri ve zengin çeşitliliğe sahip medyasıyla ülkenin en önemli kültür kavşağıdır. İzmir, sahip olduğu Türkiye ortalamasının üzerindeki okullaşma ve eğitim oranları ve yüksek standartlara sahip eğitim kurumlarıyla adeta bir eğitim üssüdür. Beş üniversiteye sahip olan İzmir şehrinde üniversite mezunlarının toplam nüfus içindeki oranı Türkiye ortalamasının iki katına ulaşmaktadır.
İlimizde statüleri yasal zeminlere oturtulmuş, organize hale getirilmiş üretim vb. faaliyetler için gerekli alt ve üst yapı olanakları temin edilmiş bir takım yatırım ortamları bulunmaktadır. Bu oluşumlar yatırımcılara uygun iklimler sunmaktadır. Bu oluşumlar:
1. Organize Sanayi Bölgeleri (OSB),
2. Serbest Bölgeler,
3. Teknoloji Geliştirme Bölgesi,
4. Endüstri Bölgeleri,
5. Sanayi Siteleri,
6. İhtisas Site ve Çarşılar
şeklinde sıralanabilir.
İlimizdeki yatırım olanakları 1990'lı yıllarla birlikte devlet politikası hale gelen OSB'lerde yoğunlaşmaktadır.
OSB'ler dışındaki yatırımlar İzmir merkezde Bornova, Çiğli ve Gaziemir ilçelerinde yoğunlaşırken çevre ilçelerde ise Torbalı İlçesi Oğlananası, Yazıbaşı, Pancar, Ayrancılar Beldeleri, Menemen İlçesi Koyundere, Ulukent Beldeleri'nde yoğunlaşmaktadır. Yatırımların yer seçimi daha çok ulaşım akslarında yoğunlaşmaktadır.
İzmir'deki OSB'lerden bir tanesinin Endüstri Bölgesi ilan edilmesi hususunda çalışmalar yapılmaktadır.
Kentimizde teknopark kurma çalışmaları da devam etmektedir. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri adıyla kanun ve yönetmelikleri çıkan teknopark için şimdilik sadece İzmir'de Urla'da Yüksek Teknoloji Enstitüsü kampüsü içinde yaklaşık
OSB'ler dışında bölgede İzmir'de iki Serbest Bölge bulunmaktadır.İlimizde yer alan, Ege ve Menemen Serbest Bölgelerinde, 2002 yılında 2.1 milyar dolarlık toplam ticaret hacmi ile Türkiye'deki serbest bölgelerde yapılan dış ticaretin % 19'u gerçekleştirilmektedir.
Özetle; sosyal, kültürel, sportif ve rekreatif aktiviteleri, ticari, sınai, turistik firmaları, birleşik sektörel şirketleri, hipermarketleri, esnafı, KOBİ'leri, yabancı yatırımcıları, hizmet sektöründeki firmaları, OSB, Fuar, Teknopark, Serbest Bölge vb. oluşumları, eğitim kurumları, enerji projeleri, alt ve üstyapı yatırımları ile birlikte kentimizin sahip olduğu potansiyeli, girişimcilere ve çalışanlara yepyeni iş olanakları sunmaktadır.
İzmir'in hedefleri çok büyük. Kentimiz; "Dünya Kenti İzmir", "Akdeniz'in Yıldızı İzmir" gibi unvanları taşıyacak seviyeye ulaşmalı; ulusal ve küresel arenada başa koşan bir şehir olmalıdır. Nasıl Batı Akdeniz'in Parlayan yıldızı Barcelona ise Doğu Akdeniz'in de İzmir olmalıdır.
· Sanayi faaliyetlerinin kent merkezinden desantralize edildiği,
· Bölgenin ticaret ve kültür merkezi olduğu,
· Uluslar arası ihtisas fuarları ve kongrelerin düzenlendiği,
· Turizm odaklı,
· Tarihi değerlerimizi ve kültürümüzü yansıtan estetik görünümlü,
· Kimlik sahibi, çağdaş bir kent izlenimi uyandırmalıdır.
İzmir, bu izlenimi uyandırma yolunda hedefe koşar adım ilerlemesi gerekir iken; adeta sürünüyor. Potansiyelini yeterince kullanamıyor ve hiçte hak etmediği bir süreçte tarih sayfalarını aşındırıyor.
Bizler şunu unutmamalıyız ki;
* Limanını bir türlü genişletemeyen,
* Akdeniz'in en büyük limanı olacak Çandarlı Limanı için 1994 yılından beri ÇED raporunu tamamlatamayan,
* Yüzyıllardır liman kenti olmasına karşın, liman kalsın mı kalksın mı tartışmasını yapan,
* 28 yıldır çevre yolunu tamamlayamayan,
* Fuarlar kenti olmayı hedefleyen ancak, gerçek anlamda bir fuar alanı bulunmayan,* Ülkenin en işlek ekonomik trafik yoğunluklarından bir tanesi olan İzmir-Manisa arasını dahi bölünmüş karayolu haline getiremeyen,
* Kanalizasyon problemini körfezin dibini çamurla doldurduktan sonra ancak 2002 Ekim tarihinde çözebilen,
* Doğalgazı ülkeye gaz geldikten 15 sene sonra nihayet kullanmaya başlayacak olan,
* 19 OSB'si olan ancak, yatırımlarını bitiremeyen ve içlerini dolduramayan,
* Uluslararası uçuşlara kapalı bir uluslararası havalimanına sahip olan,
* Ülkenin en verimli havzalarına değil baraj; bent, gölet, sulama kanalları dahi yapamayan,
* Jeotermal, rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları olan ancak bu kaynakları asgari düzeyde kullanan,
* Ülkenin en gelişmiş demiryolu ağına sahip olan ancak onu kullanmayan,
* 5.000 yıllık tarihi olan ancak, kent merkezine turist uğramayan bir kentte yaşıyoruz.
Yıllar boyunca siyasiler, kendine has sebepler ile gerek İzmir'i cezalandırarak, gerek potansiyeline güvenerek, gerekse de başka yörelere öncelik vererek İzmir'in ihtiyaç duyduğu yatırımları devamlı olarak ertelemişlerdir.
Halbuki, güzel kentimiz ödediği vergi ile, yaptığı atılımlar ile, her türlü alandaki üretkenliği ile Ankara'yı en az sıkıntıya boğan kent olmuştur. Belki de Ankara'nın başını ağrıtamadığımız için İzmir hep ihmal edildi.
Kentlerimiz için en büyük tehlike, plan dahilinde tutulamayan kentsel büyümedir. Yağmacı rant ekonomisine dayalı imar düzeni de, bu oluşumu körükleyen en önemli etkendir. Yerel Yönetimler Reformu’nun ve Yeni İmar Yasası’nın çıkarılması ile bu düzene dur denilebilir. Ayrıca çıkacak iki yasa üzerinde yapılan eleştiri ve öneriler değerlendirilmelidir.
Hızla büyüyen İzmir’in kentsel arsaya ihtiyacı bulunmakta. Planlı gelişmeyi devreye sokabilmek için, tüm kenti ve çevresini kapsayan Master Plan (İZMİR METROPOLİTAN ALAN PLANI) hazırlanmalı ve tüm gelişmeler bu plan dahilinde olmalıdır. Ayrıca bu plan nihai plan olmak zorunda. Çünkü son 21 yıldır süre gelen plan tadilatları ile delik deşik edilen İzmir Nazım İmar Planı’nın şu an hiç bir işlerliği kalmamıştır.
Büyükşehir Belediyesinin Nazım İmar Planı revize çalışmalarına başlaması memnuniyetle karşılanmaktadır. Bu proje ile birlikte meydana gelen her türlü mekansal değişim planlara yansıtılacak, kentin tarihine ve potansiyeline yakışır bir mekansal düzenleme yapılacaktır.
Ancak bu planlama çalışmaları sadece mücavir alan içerisinde sınırlı kalmamalı; İzmir ve çevresini kapsayacak şekilde genişletilmeli ve metropolitan plan haline getirilmelidir.
Bunun dışında metropol alan dışındaki belediyelerin de planlı gelişmeleri için imar planı çalışmaları gerçekleştirilmeli, İller Bankası bu konuda teknik yeterliliği olmayan belediyelere destek sağlamalıdır.
Kent gecekondularla çevrilmiş durumdadır. GECEKONDU alanlarında oturanları mağdur etmeden bu alanlar için yenileme projeleri üretilerek, uygulamaya geçilmelidir. İzmir’de noktasal olsa dahi kentsel yenileme projeleri başlatılabilir. Narlıdere Belediyesinde Nar-Kent modeline (kat karşılığında mülk sahiplerinden alınan arsalara toplu konutların yapılması) benzer kentsel yenileme çalışmalarına hız verilebilir. Bu model kentin diğer gecekondu bölgelerine, (örneğin Bayraklı, Yeşildere, Kadifekale, Gümüşpala, Yamanlar, Çiğli vb.) uygulanabilir.
Bu tür uygulamalar genişletilerek, tüm kente yayılmalı ve kentin estetik açıdan tatmin edici bir görünüm vermesi sağlanmalıdır.
Böylelikle kent çağdaş bir görünüm kazanacak, gecekondularda oturanlar daha sağlıklı mekanlarda yaşayacak, konut açığı kapanacak, dar gelirlinin konut sahibi olması sağlanacaktır. Başarı ile gerçekleştirilen EGEKENT, EVKA toplu konut projelerine bir yenisi daha eklenebilir. Bu kapsamda, Büyükşehir Belediyesi gereken hamleleri yapmalıdır.
Tarihteki izlerinin beş bin yıl öncesine dayanıyor olması nedeni ile kentimizde çeşitli uygarlıklara ait pek çok tarihi değer bulunmaktadır.
İzmir, bu zorluğu sadece koruma sürecindeki yanlışlık ve pürüzlerden değil; kurumlar arası koordinasyonsuzluk yüzünden de yaşamaktadır.
Başlanan yatırımlar, çeşitli sit kararları (ki bir kısmının kararları yatırımlar başlandıktan sonra alınmıştır) ve buna paralel olarak kamu kurumları arasındaki koordinasyonsuzluk ve anlaşmazlıklardan dolayı yarım kalınca, zaten sınırlı olan kaynaklarımız boşa harcanmaktadır.
Ödediği vergi gelirinin ancak %10’nu geri alabilen İzmir; ihtiyaç duyduğu yatırımlar için kaynak bulmakta son derece güçlük çekmektedir. Bu arada özel sektör ve vatandaşın uğradığı zarar ve kayıplar da unutulmamalıdır.
Bu nedenle kamu kurumları arasında eşgüdüm sağlanarak projelere başlamadan önce tüm altyapı hazırlanarak, hukuki detaylar gözden geçirilmeli. Yarım kalacak projelere başlanmamalıdır.
Sadece Kordon Yolu ve Konak viyadüklerinde İzmirlinin kaybının 200 trilyon TL.’nin üstünde olduğu vurgulanıyor. Dünya Ticaret Merkezinin yarım kalması , İnciraltı mevkii ve Çeşme Yarımadası plan karmaşası, Buca SSK Hastanesi yıkım kararı, İzmir Metrosunun gecikmesi ise diğer örnekler arasında yer almaktadır.
Bu tür boşa giden yatırımların engellenmesi amacıyla;
* Kentimizde korunması gerekli kültürel ve doğal mirasın tam bir envanteri çıkartılmalı ve arşivlenmelidir.
* Yerel ölçeklerde alınan koruma kararları hem kendi arasında hem de üst ölçek kararları olarak tanımlanan “Turizm Planları”, “Çevre Düzeni Planları”, “Nazım Planlar” ve “Master Planlar” ile örtüşmelidir.
* Koruma sürecindeki pürüzler giderilerek, kurulların bağımsız ve bilimsel çalışmaları sağlanmalı; koruma alanında daha başarılı yönetsel ve finansal modeller geliştirilmelidir.
* Özellikle meslek odaları koruma ile ilgili kararlarda kendi politikaları doğrultusunda yönlendirme yapmaları yerine, proje bazında çözüm getirici alternatifler sunmalıdırlar.
* Koruma olgusunda dondurma değil yaşatma modeli esas alınmalı ve kamu yararı kavramı da unutulmamalıdır. Amaç, yapının veya söz konusu alanın korunması değil; kültürü yaşatabilmenin yollarının bulunmasıdır.
Türkiye gibi sosyo-ekonomik değişimlerin, mekansal oluşumların çok hızlı olduğu bir ülkede, plan kararlarına girdi olarak kullanılan verilerin toplanması, değerlendirilmesi ve karar sürecinde kullanılması güçleşmektedir. Elde edilen veriler, klasik yöntemlerle işlenip karar süreci sonunda planlara yansıtılıncaya kadar geçirliliğini kaybetmekte ve yapılan planlar güncelliğini yitirebilmektedir.
Güncelliği yakalamak, verileri toplamak, bir sistem dahilinde muhafaza etmek ve gerektiğinde istenilen amaca yönelik olarak kullanmak üzere Kent Bilgi Sistemleri geliştirilmiştir. Geliştirilen bu sistem özellikle Belediyelerde harita, imar, kent planlama, altyapı, gelir ve vergi toplama gibi birimlerde kullanım alanı bulmaktadır.
Kurumlar arası eşgüdümü sağlamak, sağlam bir veri tabanına ulaşılmasına bağlı. Bu kapsamda İzmir’e ait tüm alt ve üst yapı, coğrafi ve sosyal bilgi envanterinin bilgisayar ortamında depolanması ve görünmesini sağlayacak KENT BİLGİ SİSTEMİ yerel yönetimlerce oluşturulmalı. Büyükşehir Belediyesi bu çalışmalarına hız vererek bir sonuca bağlamalıdır.
İzmir'in gereksinim duyduğu tüm bu yatırımların yanında en büyük ihtiyacı hükümetlerden gerekli ilgiyi görmesi ve kamu kurumları arasında gerekli koordinasyonun sağlanmasıdır.
İzmir'in kamu kurumları arasındaki koordinasyonsuzluğu nedeni ile pek çok yatırım (Liman viyadükleri, kordon dolgusu, Konak viyadükleri, çevre yolu, Konak Pier, Tahtalı Barajı ve havza koruma alanı vb.) sekteye uğramakta; İzmir'e aktarılan sınırlı miktardaki ödeneğin de rasyonel kullanılması imkansız duruma gelmektedir.
Bu noktada İzmirli Milletvekillerine, yatırımcı kuruluşların taşra teşkilatlarına, sivil toplum örgütlerine büyük görevler düşmektedir.
Elimizdeki kaynağı en verimli şekilde kullanmak ve İzmir'in gereksinimlerini hızla gidermek adına kamu kurumları ve taşra teşkilatları, sivil toplum örgütleri koordineli çalışmalı ve birbirlerine duyarlı bir şekilde çalışarak, devamlı olarak iletişim halinde olmalıdırlar.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır
Son Yazılarım
- Kayan resimler
- measlan
- Slide papağan
- Menü
- siyahlı kadın
- siyahbeyaz
- Hoşgeldiniz
- KUŞ-ATAK'dan katı atık çalışması
- KUŞADASI BÖLGESEL KATI ATIK YÖNETİM SİSTEMİ PROJESİ
- KUŞADASI BÖLGESEL KATI ATIK YÖNETİM SİSTEMİ PROJESİ
- merhaba!
- Kuşatak Katı Atık Sistemi Başlıyor
- TOKİ KUŞADASI’NDA
- Kuşatak Birlik
- KUSATAK
- ÇEVRE'DEKİ SAVAŞA DA HAYIR !
- Kentimizde hava kirliliği çalışmaları
- AB Çevre Mevzuatına Uyum Sürecinde Türk Sanayii'nin Yükümlül
- Çevre ve Mühendislik
- Yerel yönetimlere Küresel İklim Değişikliği İle Mücadele İçin &
